ÜRETEN BİZİZ, KAZANAN KİM?
Ben bu ülkenin toprağına emek veren, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ve Arıcılık Kayıt Sistemi'ne (AKS) kayıtlı bir üreticiyim. Toprağın bereketini de bilirim, arının kovan başındaki emeğini de...

Muammer Özel
- 05325277576Muammer ÖZEL (Konuk Yazar)
SİSKAD Yönetim Kurulu Başkanı | ÇKS ve AKS Kayıtlı Üretici
ÜRETEN BİZİZ, KAZANAN KİM?
Toprağın, Arının ve Alın Terinin Görünmeyen Mücadelesi
Ben bu ülkenin toprağına emek veren, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ve Arıcılık Kayıt Sistemi'ne (AKS) kayıtlı bir üreticiyim. Toprağın bereketini de bilirim, arının kovan başındaki emeğini de...
Sabahın erken saatlerinde başlayan mücadelenin, akşam eve dönerken taşınan yorgunluğun ne anlama geldiğini de bilirim. Bugün yalnızca kendi adıma değil; üzümü dalında kalan bağcının, sütüne değer bulamayan hayvancının, balını maliyetine satamayan arıcının ve tarlasındaki ürününü toplatacak işçilik ücretini dahi karşılayamayan çiftçinin sesi olmak istiyorum.
Türkiye'de üretici neden ürettikçe yoksullaşıyor? Mazot pahalı, gübre pahalı, yem pahalı, ilaç pahalı, elektrik pahalı...
Ancak sıra çiftçinin ürününü satmaya geldiğinde fiyatı çoğu zaman kendisi belirleyemiyor. Üretimin bütün riskleri çiftçinin omuzlarında, kazancın önemli bir bölümü ise üretici ile tüketici arasındaki zincirde kalıyor.
Bir tarafta emeğinin karşılığını alamayan üretici, diğer tarafta pazardan eli boş dönen tüketici...
Peki, bu düzen kimin yararına? Üzüm Dalında, Bal Kovanda Kalırsa...
Bugün bir ilçemizin temel geçim kaynağı olan üzümlerin dalında kalması konuşuluyor. Bu yalnızca bir pazarlama sorunu değildir. Bu, yıllardır yeterince geliştirilemeyen üretim planlamasının, kooperatifleşmenin, tarımsal sanayinin ve yerel kalkınma politikalarının sorgulanması gereken bir sonucudur. Üzüm yetiştirilen bir ilçede neden yeterli işleme, kurutma, paketleme ve depolama altyapısı bulunmasın? Neden üreticilerimiz kendi markalarıyla pazara ulaşamasın?
Neden kadınlarımız üzümden pekmez, sirke, kuru üzüm ve katma değerli ürünler üreterek aile ekonomisine katkı sunamasın? Aynı soruları arıcılık için de soruyorum.
Bir arıcı olarak biliyorum ki arıcılık yalnızca bal üretmek değildir. Arı; doğanın, tarımın, biyolojik çeşitliliğin ve gıda güvenliğinin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Ancak arıcının emeği çoğu zaman yalnızca kavanozdaki balın fiyatıyla ölçülüyor. Kovan bakımı, besleme, nakliye, hastalıklarla mücadele, iklim koşulları ve koloni kayıpları yeterince hesaba katılıyor mu?
Arı ölürse yalnızca arıcı kaybetmez. Tarım da kaybeder, doğa da kaybeder, toplum da kaybeder. Destek Değil, Sürdürülebilir Bir Üretim Politikası İstiyoruz! Üreticiye verilen desteklerin varlığı elbette önemlidir. Ancak desteklerin zamanında verilmesi, gerçek üretim maliyetlerini dikkate alması ve küçük üreticinin ayakta kalmasını sağlaması çok daha önemlidir. Biz üreticiler ayrıcalık istemiyoruz. Emeğimizin karşılığını, adil pazarlama koşullarını ve geleceğimizi planlayabileceğimiz bir tarım politikası istiyoruz.
Bunun için beş somut önerim var:
1. Tarımsal ürünlerin üretim maliyetleri şeffaf biçimde hesaplanmalı, üreticiyi zararına satışa zorlayan koşullara karşı koruyucu mekanizmalar geliştirilmelidir.
2. Belediyeler, üretici kooperatifleri ve ilgili kurumların iş birliğiyle yerel ürün işleme ve pazarlama merkezleri kurulmalıdır.
3. Küçük aile işletmeleri ve arıcılar için doğrudan satış kanalları güçlendirilmelidir.
4. Kadınların ve gençlerin tarımsal üretimde kalmasını sağlayacak istihdam ve girişimcilik projeleri desteklenmelidir.
5. Tarım politikaları yalnızca yıllık üretim miktarlarıyla değil, üreticinin refahı ve sürdürülebilir gelir düzeyiyle de değerlendirilmelidir.
2030'a Giderken Üreticiyi Geride Bırakmayalım!
SİSKAD olarak savunduğumuz Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları içerisinde yoksulluğun sona erdirilmesi, açlıkla mücadele, insana yakışır iş ve sorumlu üretim önemli bir yer tutuyor. Peki, kendi çiftçisini koruyamayan bir toplum sürdürülebilir kalkınmayı nasıl sağlayacak? Üretici toprağından koparsa köyler boşalır. Gençler üretimden uzaklaşır. Tarımsal bilgi ve tecrübe kaybolur. Gıda güvenliğimiz zayıflar.
Unutmayalım ki tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda stratejik bir gelecek meselesidir.
Son sözüm şudur:
Biz üreticiler sadaka değil, alın terimizin karşılığını istiyoruz. Üzümümüz dalında, balımız kovanda, ürünümüz tarlada kalmasın. Çiftçi üretmekten vazgeçmesin, arıcı kovanını terk etmesin, gençlerimiz toprağından uzaklaşmasın. Çünkü üretmeyen bir toplumun geleceği başkalarının üretimine bağımlı hale gelir.
Ve artık şu sorunun cevabını hep birlikte aramalıyız: Toprağı biz işliyoruz, arıya biz bakıyoruz, bütün riski biz üstleniyoruz. Peki, üreten bizsek neden emeğimizin karşılığını alamıyoruz?

