bizim mekan kurumsal web
04 Kasım 2026 - Çarşamba

POPÜLİZM KİBİR VE YALANLA BİRLEŞİRSE…

Geçenlerde İnternet’te sosyal medyada gezinirken İngiliz yergi ustası Jonathan Swift’e ait bir özdeyişe rastladım; “Yalan uçar, gider. Gerçek ise peşinden aksayıp topallayarak gelir!..”

Yazar - Zikri EVNER DOBRA DOBRA
Okuma Süresi: 7 dk.
114 okunma
Zikri EVNER DOBRA DOBRA

Zikri EVNER DOBRA DOBRA

zikriekspres@gmail.com -
Takip EtGoogle News

POPÜLİZM KİBİR VE YALANLA BİRLEŞİRSE…

Geçenlerde İnternet’te sosyal medyada gezinirken İngiliz yergi ustası Jonathan Swift’e ait bir özdeyişe rastladım; “Yalan uçar, gider. Gerçek ise peşinden aksayıp topallayarak gelir!..”

Genelde ve yerelde TV ekranlarında ‘ha bire’ yani durmadan konuşanlar için ‘konuşan kafalar’ benzetmesini, daha doğrusu tanımını yaparım. Bu televizyonculuk işini ben de yaklaşık 12 boyunca yerelde yaptığımdan dolayı olsa gerek, bu konuda konuşmayı, kimilerine göre ‘ahkam kesmeyi’ çoğu zaman kendime bir hak görürüm. Tamı tamına 38 yılı aşan meslek geçmişimin yaklaşık 12 yılını televizyonculukla geçirdim. Bunun yanında yaklaşık altı yılımın ise radyo yayıncısı olarak geçirdiğimi özellikle hatırlatmak isterim. Şimdilerin moda deyimi ile medya sektöründe televizyon ve radyo yayıncılığını yerel bazda (1992 ile 1998 arası radyo, 1999 ile 2011 arası Televizyon) olmak üzere toplamda yaklaşık 18 yıl boyunca ‘alnımın akıyla’ yüz ağartan biçimde ‘lekesiz’ yaptım, noktaladım. O nedenle bir kez daha vurgulayarak belirtmek isterim ki, bu sektöre dair konuşmak, gerekiyorsa eleştiri getirmek benim de hakkım hatta öncelikli görevim, diye düşünüyorum. Bu durum sadece bize özgü yani sadece Türkiye’de yaşanan bir durum değil elbette. Batılıların ‘Post truth’ dedikleri yani ‘Gerçek ötesi dönem’ denilen, bana göre ise bir anlamda ‘Dijital Yalancılık Çağı’ diye adlandırılabilecek bir dönem yaşanmaktadır. Tarihte çok eskilere hatta antik döneme kadar giderseniz bunu görebilirsiniz. Örneğin; ‘yalan’ ile ‘gerçek’ arasındaki çekişme tıpkı ‘Sokrates’ davasında olduğu gibi ‘Antik Yunan’dan beri sürmektedir. Aslında bir arada olmaması gereken ‘POLİTİKA’ ile ‘YALAN’ tarih boyunca devamlı birlikte var olmuştur, diyebiliriz. Ancak: Günümüzde kitle iletişiminin tamamen ‘DİGİTAL’ hale gelmesi ve bu sayede sosyal medyanın hızla yaygınlaşması, dolayısıyla küreselleşmesi bu kast ettiğim ‘YALANCILIK ÇAĞINI’ da başlatmış olmuştur, kaçınılmaz biçimde…  

Biraz önce değindiğim ‘Post truth’ yani ‘gerçek ötesi dönem kavramı’ özellikle 2010 yılında bu yana, yani on altı yıldan beri artık tüm dünya için küresel bir kavram haline gelmiştir. İşte bu bugünkü yazımın başlığında belirttiğim gibi ‘Popülizm Yalanlarla Birleşirse’ karşımıza bu anlatmaya çalıştığım tablonun ‘GERÇEK YÜZÜ ortaya çıkıveriyor. Biraz öncede yazımın giriş bölümünde de belirttiğim gibi benim 38 yıllık meslek yaşamım boyunca temel ilkem, ‘olmazsa olmaz’ dediğim ilk, birincil koşulum; ‘samimiyet ve 38 yıllık tertemiz meslek deneyim ve birikimime titizlikle saygı gösterilmesidir!..’

Tüm bu anlatmaya çalıştıklarımın çerçevesinde bugüne ve de Balıkesir ölçeğinde ‘manzarayı umumiye’ yani ‘genel görünüm nasıl?’ Diye bakarsak ki bence öyle bakmak gerekiyor; Bugün itibarıyla Balıkesir genel anlamıyla nasıl görünmektedir, Balıkesir nasıl görülmektedir, bizler Balıkesir’i nasıl görmeliyiz, görebiliriz? Sorularına yanıt aramalıyız. Ben o yanıtları kendi adıma öteden beri arıyorum. Bu sütunlarda da sizlerle paylaşıyorum…

Bana göre; benim gördüğüm ortada bir ‘illüzyon’ söz konusudur, yani ’yanılsama, gözbağı’ diyebileceğimiz bir durumdur bu ilk ve öncelikle olarak görünen!.. Sizlere belki de birbirinden kopuk, bölük pörçük gibi gelse de bu kadar, detaya, ayrıntıya girerek biraz da ‘felsefi biçimde’ meramımı anlatmaya çalışmamım asıl sebebi ise şudur;

‘Nepotizm’ ve ‘Kronizm’ nedir bilir misiniz? Elbette bilenleriniz bilir ama ben yine de yeri gelmiş iken açıklamak isterim. Nepotizm; makam ve mevkiini ailesinin, yakınlarının yararına suiistimal eden kişiler için kullanılmaktadır yani bir tür akraba, yakın çevre, hemşeri kayırmacılığının diğer adıdır; nepotizm…

Kronizm; nepotizmin ardışığı, devamıdır bir bakıma yani bazı kişilerin yetenekleri ve üstünlükleri yüzünden değil, sadece kilit noktalardaki kişilere yakınlıkları sayesinde olumlu yönde farklı muamele görmeleri, yani kayrılmalarıdır. Bunların üzerine bir de ‘popülizm’ ekler isek ki Balıkesir ölçeğinde bu son gelişmelere, söylenenlere, duyduklarımıza, gördüklerimize bakıldığında eklemek, eklemlemek gerekiyor sanırım… Popülizm; bildiğiniz gibi ‘halk dalkavukluğu’ tabirinin diğer adı, daha doğrusu tanımıdır. Tüm bunların üzerine bir de üstüne üstlük; günümüzde bilhassa kimi politikacıların ‘üç vazgeçilmez huyu’ haline gelen; ‘rasyonel’ oluyormuş gibi yaparak ‘oportünist’ yaklaşımlar ile her koşulda ‘manipülasyon’ içinde davranmak, hele ki ‘aymazlığın daniskası’ biçiminde bir ‘haleti ruhiye’ halinde olmak, bütün bunlar yetmezmiş gibi ‘KİBİR’ hastalığının ‘kronikleşmiş boyutunda’ hele bir de ‘medyatik’ haliyle adeta bir ‘sosyal medya fenomeni gibi’ sözüm ona farkında olsun olmasın ‘karavana hamleler’ yapan biri haline gelmek, bir politikacıya hele ki o politikacıya yakıştırılacak bir durum değildir bir de o politikacı ‘Balıkesirli ise’ hiç ama hiç yakışan bir durum asla değildir!..

“Kimi, kimleri kast ediyorsun, açık söyle!” dediğinizi duyar gibi oldum… Elbette haklısınız. O zaman hemen şunu belirteyim; 31 Mart 2024’ten sonra gelenleri, yeni gelenlerin fütursuzca atadıkları kocamanları(!) yani bürokrat takımını kast ediyorum sizin anlayacağınız…

Bu ‘YENİ GELEN KOCAMANLARIN’ yanında, yanı başında onların ‘ulufe dağıtırcasına’ görev verdikleri, atadıkları ‘müdür, danışman, daire başkanı’ gibi kimi isimlerin yol, yordam, usul, erkan, protokol kuralları, ‘taşıdığı vatandaşlık sıfatı’ gereği veya ‘hemşehrilik aidiyeti’ itibarıyla kendileriyle görüşmek isteyen bu memlekette birine nasıl saygı göstermesi gerektiği bildiklerini hiç sanmıyorum, hatta bundan adım kadar eminim!..

Yazımın ilk cümlesinde değindiğim gibi; Bir İngiliz yergi ustası olan Jonathan Swift şöyle demişti yıllar önce; “Yalan uçar, gider. Gerçek ise peşinden aksayıp topallayarak gelir!..”

O yüzden bir kez daha vurgulayarak belirtmekte yarar vardır; yergi ustası Swift’in kast ettiği yalanın peşinden aksayarak, topallayarak gelen gerçek; bir gün insanı rezil, kepaze bile edebilir. Aman ha!.. 

 

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss