bizim mekan kurumsal web
15 Nisan 2026 - Çarşamba

Bırakmak Neden Bu Kadar Zor?

Bırakmak Neden Bu Kadar Zor? Bazen gitmesi gerektiğini bilirsin, ama yine de bırakamazsın. Bir ilişkiyi… Bir alışkanlığı. Bir düşünceyi…

Yazar - Şenay Gültan Seyrekoğlu
Okuma Süresi: 3 dk.
97 okunma
Şenay Gültan Seyrekoğlu

Şenay Gültan Seyrekoğlu

senaygultan@gmail.com -
Takip EtGoogle News

TAN ZAMANI 

Şenay Gültan Seyrekoğlu Wellness Coach (Sosyolog/ Yaşam Koçu)

Bırakmak Neden Bu Kadar Zor? Bazen gitmesi gerektiğini bilirsin, ama yine de bırakamazsın. Bir ilişkiyi… Bir alışkanlığı. Bir düşünceyi…

Hatta sana iyi gelmediğini bildiğin bir duyguyu bile…

Elin gitmez. Sanki aranızda görünmez bir bağ vardır. Görmezsin ama hissedersin. Peki bırakmak neden bu kadar zor?

Çünkü bırakmak, sadece bir şeyi bırakmak değildir. Bırakmak, ona yüklediğin anlamı da bırakmaktır. Ve çoğu zaman biz, olanı değil…

Olmasını umduğumuzu tutarız…

 

“Belki değişir, belki bu sefer farklı olur, biraz daha sabredersem düzelir…” Bu cümleler sana da tanıdık geliyor mu?

 

Aslında tuttuğumuz şey, bir insan ya da bir durum değil, bir ihtimaldir… Ve o ihtimalin içinde kendimizi bekletiriz. Zaman geçer, biz bekleriz. Ama çoğu zaman fark etmeyiz: Tutmak da yorucudur.

Sürekli zihninden geçen o düşünceler, içini sıkan o duygular… Aynı yerden tekrar tekrar kırılmak, bunlar zihinsel ve duygusal bir yük oluşturur. Ve bazen en büyük yorgunluk, bırakamadıklarımızdır. Peki insan neden geçmişi bırakmakta zorlanır? Çünkü zihin, tanıdık olanı sever. İyi ya da kötü olması önemli değildir. Tanıdık olan güvenli hissettirir.

Bilinmeyen ise belirsizdir. Ve çoğu zaman insan, kendine iyi gelmeyen bir tanıdıklığı, bilinmeyen bir ihtimale tercih eder… Ama burada önemli bir farkındalık var: Bırakmak kaybetmek değildir. Bırakmak, hayatında yeniye alan açmaktır. Yeni başlangıçlara… Daha hafif bir zihne… Gerçekten sana iyi gelecek olana…

 

Ancak bırakabilmek için önce şunu görmek gerekir “Ben aslında neyi tutuyorum?” Bir insan mı? Bir hikâye mi? Bir kimlik mi?

Yoksa bir korku mu? Çünkü çoğu zaman bırakamadığımız şey, dışarıdaki değil, içeride kurduğumuz duygusal bağdır. Ve o bağı çözmek, zorlamakla değil, fark etmekle başlar.

Belki de bırakmak, bir anda koparmak değildir. Belki de bırakmak, yavaş yavaş gevşetmektir. Kendine izin vererek, zorlamadan, yargılamadan…

Bu hafta kendine şu soruyu sor: “Ben şu an hayatımda neyi bırakmak istemiyorum ama artık bana iyi gelmediğini biliyorum?” Küçük bir pratik: Sessiz bir an yarat, gözlerini kapat ve içinden şu cümleyi geçir: “Artık bana iyi gelmeyeni bırakmaya izin veriyorum.” Hiçbir şeyi zorlamadan, sadece bu cümlenin sende bıraktığı hissi izle.

Çünkü bazen dönüşüm, bir şeyi yapmakla değil, bırakmaya izin vermekle başlar. Ve belki de şimdi…

Tam zamanı…

Tan Zamanı…

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss