bizim mekan kurumsal web
25 Mayıs 2026 - Pazartesi

BAYRAM ARİFESİNDE DİNSEL MESELELER…

Aslına bakarsanız asıl sorunun öncelikle insanların dinini gerçekten bilmemesi, bilememesi, kutsal kitabımız Kuran- Kerim'i mealiyle yani anlamıyla okumaması olduğunun altını kalın bir çizgiyle çizmek gerektiğini düşünüyorum…

Yazar - Zikri EVNER DOBRA DOBRA
Okuma Süresi: 6 dk.
128 okunma
Zikri EVNER DOBRA DOBRA

Zikri EVNER DOBRA DOBRA

zikriekspres@gmail.com -
Takip EtGoogle News

BAYRAM ARİFESİNDE DİNSEL MESELELER…

Bugün, yarından itibaren dört gün süreyle kutlayacağımız Kurban Bayramı’nın arifesi…

Bu arife gününde böyle bir konuya değinmemin daha doğru olacağını düşündüm. Aslına bakarsanız asıl sorunun öncelikle insanların dinini gerçekten bilmemesi, bilememesi, kutsal kitabımız Kuran- Kerim'i mealiyle yani anlamıyla okumaması olduğunun altını kalın bir çizgiyle çizmek gerektiğini düşünüyorum…

 İslam'a dair bilgiler, kulaktan dolma olunca kendisine ait safsata ve hurafe dolu görüşlerini Allah’ın emri/ kelamı gibi yutturmaya çalışan din bezirganı sahtekarlar, bir başka deyişle ‘hurafeci yaratıklar’ sadece bugün değil, yıllar yılı bu zeminde at koşturmaya, saf ve bilgisiz bireylere cehalet zehrini zerk etmeye maalesef devam ediyorlar. Ancak bu gerçeğin farkında olmayan o saf ve cahil kitlenin bireyleri onlara inanmaya ve onların peşinden gitmeye dün olduğu gibi bugünde ne yazık ve de ne hazindir ki, devam ediyorlar…

Günümüzde tarikat ve cemaatler bu yolla güçlenmiş, daha da güçlenmeye devam etmektedirler. Kanaatim odur ki; bu vahim ve de hazin durumun iki temel nedeni yani sebebi vardır. Birincisi toplumumuzun büyük bir kitlesinin okuma alışkanlığı yoktur, yani okumayı sevmiyorlar. İkincisi ise okumayı sevmediği gibi o büyük kitle Kuran-ı Kerim'in sadece Arapça okunduğu, okunabilirmiş gibi yanlış bir inancı vardır. Kuran-ı Kerim'in Arapçadan başka bir dilde okunması durumunda sözüm ona kutsiyetin ortadan kalkacağı ve de dolayısıyla günaha girileceği zannedilmektedir. Aslında safsata olan bu türden yanlış bir inanış nedeniyle Arapça Kuran-ı Kerim'i okuyan da okuduğunu ne yazıktır ki, anlayamamaktadır!..

Yüzyıllardır, on yıllardır yüce dinimiz İslam sadece ibadetten ibaretmiş gibi gösterilmiş ve anlatılmıştır, buna inandırılmıştır. İslam'ın ahlaki ve de dolayısıyla vicdani boyutu böylece yok sayılmıştır. Durum böyle olunca da boşaltılan o alanı hoca kisveli, cahil ve çoğu sapkın meczuplar doldurmuştur. O sapkın meczuplar da okuduğunu anlamayan o mütedeyyin kitlelerin kafasını din ile uzaktan yakından ilgisi bulunmayan boş hurafelerle doldurmuşlar, doldurmaya da devam etmektedirler. Sanırım sizlerde anımsayacaksınız Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da bu durumdan şikayetçi olduğunu ve o nedenle Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri ile ilahiyatçı akademisyenlerin harekete geçmesini istediğini yakın geçmişte gördük, izledik. Bir takım sapkın meczupların ‘Hoca, Şeyh, Şıh’ kisvesiyle ortaya çıkıp, din ile hiçbir ilgisi olmayan boş hurafeleri Allah ve Peygamber buyruğuymuş gibi cahil kitlelerin beyinlerine zerk etmesiyle oluşan tabloda maalesef ‘yüce dinimiz İslam’ camiye hapsedilme gayretleri yoğunlaşmış durumdadır… 

Yani bir bakıma İslam; Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, paran varsa hacca gitmekten ibaretmiş gibi gösterilmektedir. Oysa ibadetin ahlaklı insana, adaletli insana ulaşmanın kilometre taşları olduğu anlatılması, öğretilmesi gerekmektedir ama bu kasıtlı olarak yapılmamaktadır. Dinimizin toplumsal yaşamla ilgili tarafı deyim yerindeyse göz ardı edilmektedir. Camilerde imamlar sadece ‘İçki içmek, kumar oynamak, domuz eti yemek haramdır, günahtır’ diyorlar, o kadar!..

Ya gerisi ne olacak?..

İş adamının yanındaki işçiyi üç kuruşa, üstelik sigortasız ve de iş güvenliği kurallarına aykırı biçimde çalıştırması, müteahhidin devasa binaları yaparken malzemeden çalması, bu durumu gören, bilen ve denetlemesi gereken mühendisin her nedense(!) ses çıkarmaması, yetkililerin yani müdürlerin amirlerin kamu kuruluşuna eleman alırken sözlü sınavda tarafsız davranmaması, Mahkemelerde yargıçların karar verirken birilerine(!) danışma gereği duyması, yine birilerinin(!) gözünün içine bakması, Belediye başkanlarının imar planlarında oynayarak birilerine(!) rant sağlamaya yönelik uygulamalara gitmesi, tüm bunların karşılığında cüzdanların kalınlaşması ama vicdanların körelmesi, okullarda öğretmenin sevmediği öğrenciye düşük not vermesi, gazetecinin gördüğünü, bildiğini yazmaması, sürekli egemen güçlere yağ çekmesi, onları şakşaklayarak alkışlaması, statlarda futbol hakeminin bilerek isteyerek verdiği yanlış kararlarla bir takımın kaderiyle oynaması, üniversitelerde akademisyenlerin bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla sürekli üç maymunu oynaması, siyasetçinin milletvekili adayı gösterilme ve seçilme uğruna liderine kayıtsız şartsız biat etmesi, halk dalkavukluğu yapması, vesaire, vesaire...

Daha sayayım mı?

Tüm bunların dinimizde yeri var mı, yok mu?

İslam’ın tüm bu konulara dair öğütleri var mı, yok mu?

Olmaz olur mu, vardır, elbette...

Çalıp çırpmaktan, hırsızlıktan, adam öldürmekten, tecavüzden, iftiradan hiç bahsetmiyorum. Onların büyük suç, büyük günah olduğunu zaten biliyoruz.

Ben deminden beri aslında manevi hayatımızdan günlük sosyal yaşama uzanan ‘GRİ ALANLARDAN’ bahsediyorum. Bir bakıma pek konuşulmayan, konuşamadığımız alanlardan.

Yani artık diyorum ki; İslam’ın ahlaki boyutunu konuşalım, gerekirse tartışalım istiyorum. Geçenlerde okuduğum bir habere göre, Diyanet İşleri Başkanlığı bir araştırma yaptırmış. Resmen açıklanmayan bu araştırmanın bence vahim görünen sonuçları bir şekilde bazı çevrelerde kimilerince paylaşılmış. Buna göre; Kuran-ı Kerim'i okuyan çok azmış, okuyanların çoğu da anlamıyormuş. Çünkü Arapça bilmiyorlarmış!..

Ama kutsal kitabımız Kuran- Kerim anlamamızı emrediyor. Bu durumda, ne yapmalıyız. Kuran-Kerim'i Türkçe okumalıyız ve meallerini dikkatlice incelemeli, anlamalıyız. Bu işin başka yolu yok! Aksi halde yazımın başından beri anlatmaya çalıştığım durum daha da vahimleşir. O yüzden bir kez daha belirtmek isterim ki; İslam sadece ibadetten ibaret değildir!..

Tüm okurlarıma hatta benim yazılarımı okumayanlara da hülasa herkese, bütün Balıkesirlilere içtenlikle iyi bayramlar diliyorum. Bayramınız mübarek olsun!..

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss