HER ŞEYİMİZ VAR, VAKTİMİZ YOK!
Aslında sadece bir cümle değil, yaşadığımız dönemin özeti… Çünkü nereye baksak bir telaş ve hepimiz o telaşın içindeyiz. Bir yere yetişmeye çalışıyoruz, bir işi bitirmeye çalışıyoruz, bitmeyen bir koşuşturma içindeyiz. Herkesin yapacak çok işi, düşünecek

Tijen EVNER KADINCA
tijenevner@gmail.com -HER ŞEYİMİZ VAR, VAKTİMİZ YOK!
Bu aralar en çok duyduğumuz cümlelerden biri de bu galiba. ‘Vaktim yok’.
Aslında sadece bir cümle değil, yaşadığımız dönemin özeti… Çünkü nereye baksak bir telaş ve hepimiz o telaşın içindeyiz. Bir yere yetişmeye çalışıyoruz, bir işi bitirmeye çalışıyoruz, bitmeyen bir koşuşturma içindeyiz. Herkesin yapacak çok işi, düşünecek çok şeyi var ama vakti yok…
Birini aramaya vakti yok… Uzun uzun oturup sohbet etmeye vakti yok… Kendine ayıracak vakti yok…
Üstelik hayatı kolaylaştıracak onca şeyin içinde yaşıyoruz. Birçok işi eskisine göre daha kısa sürede halledebiliyoruz. Bir zamanlar saatler süren işler artık birkaç dakikada halledilebiliyor. Çamaşır, bulaşık, temizlik de dâhil hemen hemen her şeyi birkaç tuşla halledebiliyoruz. İstediğimiz bilgiye saniyeler içinde ulaşabiliyoruz. Bankaya gitmeden işlemlerimizi oturduğumuz yerden yapabiliyoruz. Faturalarımızı evden çıkmadan, tuşlara basarak halledebiliyoruz. Her türlü alışverişimizi yine evden bile çıkmadan yapabiliyoruz. Resmi işlerimizi bile telefonla halledebiliyoruz…
Üstelik bütün bunlar bize zaman kazandırsın diye hayatımıza girdi. Ama bütün bu kolaylıklara rağmen, sanki zamanımız her geçen gün biraz daha azalıyor.
Günler hızla geçiyor, haftalar bir birini kovalıyor. Bir bakıyoruz yeni bir haftaya başlamışız, bir bakıyoruz ay bitmiş. Ve çoğu zaman yapmak istediklerimizi yetiştiremeyip, yine başka bir zamana bırakmışız.
Eskiden günler daha mı uzundu ya da zaman bugünkünden daha mı bereketliydi acaba? Akşam oturmaları vardı mesela. Uzun uzun edilen sohbetler vardı. Bir çayın etrafında toplanıp, saatlerce konuşan insanlar vardı…
Şimdi ise, çoğu zaman aynı evin içinde bile herkesin elinde bir ekran var. Bir araya geliyoruz ama bazen tam olarak birlikte olamıyoruz. Sürekli yetişecek bir iş, cevaplanacak bir mesaj, bakılacak bir ekran var. Belki de bu yüzden günler geçiyor ama içimize sinen zamanlar azalıyor.
Oysa insanın sadece çalışmaya, yetişmeye ve koşturmaya değil; durmaya da ihtiyacı var. Bazen hiçbir yere yetişmeden oturmaya… Bir dostla uzun uzun konuşmaya… Kendine vakit ayırmaya…
Çünkü hayat sadece yapılacaklar listesinden ibaret değil. İnsan bazen en güzel anılarını bir işi yetiştirirken değil, bir şeylere yetişmeye çalışmayı bıraktığında biriktiriyor.
Belki de bugün eksikliğini hissettiğimiz şey zaman değil. Zaman hep aynı hızla akıyor. Eksikliğini hissettiğimiz şey, o zamanın içinde gerçekten yaşayabildiğimiz anlar. Çünkü birbirimize, kendimize ve yaşamaya ayıracak vaktimiz giderek azalıyor.
Acaba hayatın peşinden mi koşuyoruz, yoksa hayatı kaçırıyor muyuz? Aslında cevabı hepimiz biliyoruz. Her şeyimiz var… Ama vaktimiz yok!

