bizim mekan kurumsal web
12 Mayıs 2026 - Salı

HATALARIMIZDAN DERS ALABİLMEK!

Aslına bakarsanız hayatın en zor işlerinden birisidir ‘hatalarımızdan ders alabilmek!’ Hatalarımızı kabul etmek yerine, onu inkar etmek, hep başkalarını suçlamak, bahane ve koşullara yüklemek insana çok daha kolay geliveriyor.

Yazar - Zikri EVNER DOBRA DOBRA
Okuma Süresi: 5 dk.
179 okunma
Zikri EVNER DOBRA DOBRA

Zikri EVNER DOBRA DOBRA

zikriekspres@gmail.com -
Takip EtGoogle News

HATALARIMIZDAN DERS ALABİLMEK!

Aslına bakarsanız hayatın en zor işlerinden birisidir ‘hatalarımızdan ders alabilmek!’ Hatalarımızı kabul etmek yerine, onu inkar etmek, hep başkalarını suçlamak, bahane ve koşullara yüklemek insana çok daha kolay geliveriyor. ‘Hatalar Psikolojisi’ adını taşıyan, iki sosyal psikolog Carol Tavris ile Elliot Aronson tarafından yazılmış kitap tam da bu konuyu işlemektedir. Leon Festinger ise ‘Bilişsel Uyumsuzluk kuramını’ açıkladığı zaman, yaptığımız hata ve yanlışları kabul etmek zor geldiği için nasıl kaçış yolları aradığımızı, her şeyi nasıl kendimizi haklı çıkarmak için kullandığımızı davranışsal örnekleriyle anlatmaktadır. Kabul edelim ya da etmeyelim, hepimizin zaman zaman içine düştüğü ‘hatalar çemberi’ tam da budur aslında...

Ama toplumu etkileyen yöneticilerin, iktidarda olsun, muhalefette olsun bu sözünü ettiğim ‘hatalar çemberinin’ içinde dönüp durması hepimize pek çok kez kaybettirmektedir, diye düşünüyorum. 23 yılı aşkın bir süredir ülkeyi yöneten AK Parti iktidarı eğitimden ekonomiye, yönetimden dış politikaya kadar her alanda giderek sıkılaşan ve de bunaltan ölçüde o sözünü ettiğim ‘hatalar çemberinin kısır döngüsünde’ ülkemizi beyhude biçimde sürüklemektedir. Adeta bağıra bağıra ‘Demokrasi’ ve ‘REFAH’ vaatleriyle iktidara gelip zaman içinde ‘OTOKRATİK DÜZENİ’ inşa eden, yerleştiren iktidar, siyasal İslam hedefiyle ‘laik Cumhuriyeti’ ortadan kaldırma yolunda emin adımlarla ilerliyor gibi görünmektedir adeta!...

Yıllar yılı adeta batağa sürükledikleri ekonomiyi yine emekçinin sefaleti pahasına ‘sözüm ona’ kurtarma peşine düşmüş gibi görünmektedirler.

Sizler farkında mısınız bilmem ama bunlar yaptıkları hiçbir hatalarını kabul etmemekte, her yanlışı ya muhalefete ya da küresel dış güçlere yıkarak kendi sorumluluklarını sürekli inkâr etmektedirler. Bu yanlışları topluma kabul ettirebilmek için de dini ve milliyetçi söylemler kullanmakta hiçbir sakınca görmemekte ısrarcı davranıyorlar. Bir bakıma hesap vermemek için de kendilerini dinsel motif, söylem ve sloganları ile ‘kutsallık kalkanı’ arkasına saklamaktadırlar.  Halkı kaderine razı edebilmek adına kutsal motiflere sığınmak her zaman yaptıkları olağan işler haline gelmiştir. Aslında bunların amaçları da kendi iktidarlarını sürdürmek, makam, mevki ve para kaynaklarını asla kaybetmemektir.  Dini motifler, dinsel söylem ve sloganlar aslında bu amaçlarını gerçekleştirmek ve sürdürmek uğruna kullandıkları araçlardır.

Aslına bakarsanız bence doğru olan şudur siyaset arenasında; gerçeklerden kaçmadan, asla inkâr etmeden, kesinlikle görmezden gelmeden yüzleşebilmektir. “Evet, burada, bu konuda gerçekten bir hata yapıldı, biz bunun böyle olabileceğini öngöremedik maalesef!” diyebilmek gerekmiyor mu? Bence gerekiyor!..

Sözün özü şudur; siyasetçinin “Evet, bu türden hataların sorumlusu benim. Yaptığımız yanlıştı” diyebilmesi gerekmektedir. Hala çok geç değildir. Bu türden hataların oluşumunda çeşitli etkenler rol oynamış olabilir. Belki isteklerimizle gerçekleri ayıramadık, belki etki ve etkenleri doğru değerlendiremedik, belki öngörülerimiz hatalıydı, diye düşünmek gerekir. 

Nesnel biçimde analiz yapabilmek her zaman çok önemlidir. Bu türden yapılan siyaset stratejilerinde yapılan hata ve yanlışlarda birçok önemli faktör vardır elbette ama bu hata ve yanlışlarda ‘benim payım nedir?’ diye de insanın kendisine sorması, özeleştiri yapması gerekmez mi? ‘Ben bu yanlışları zamanında görüp önlem alınmasına çalışsaydım epeyce farklı bir şeyler olurdu, diyebilmek o kadar mı zordur acaba?..

Asla unutmamak gerekir ki; Her yanlış, yapana bir bedel çıkarır. O yüzden bu bedel ödenmelidir. Ödenmezse söz konusu o bedel daha da artar, hataya ortak olmayanlara yani seçmenlere de zarar verir. Bu bedel kimi zaman özeleştiri yapmaktır, kimi zaman da görevinden istifa etmektir, sorumluluğunun gereğini tam olarak yerine getirmektir. Her zaman ve her koşulda “hataların bedeli mutlaka ödenmelidir. Gerçeklerden asla kaçamazsınız. Zaten gerçeklerden kaçmamanız bence akıllıca olanıdır!..”

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss