1 NİSAN ŞAKALARI
1 Nisan deyince aklıma ilk gelen okul yıllarım oluyor. En çok 1 Nisan şakalarını o yıllarda yapardık. Sınıfta, koridorda, teneffüste…

Tijen EVNER KADINCA
tijenevner@gmail.com -Başkasına değil, bazen kendimize…
Her yıl dünya genelinde gayri resmi ‘şaka günü’ olarak kutlanan 1 Nisan’ın ortaya çıkışı hakkında birçok rivayet var. En yaygın rivayet 16. YY Fransa’sına dayanır. Kral IX. Charles’ın 1564’de yılbaşını 1 Nisan’dan 1 Ocak’a almasıyla, eski takvime uymaya devam edenlerle alay etmek için şakalar yapılması, gelenek haline gelmiş ve dünyaya yayılmıştır.
Ülkemiz dâhil pek çok ülkede kültürün bir parçası haline gelmiş. Bunlar okuduğum bilgiler. Kimi ‘aptallar günü’ der, kimi şaka günü, kimi küçük oyunların, masum kandırmacaların günü…
Aslında tam olarak nereden çıktığı bile net değil. Ama yıllardır aynı şekilde devam ediyor.
1 Nisan deyince aklıma ilk gelen okul yıllarım oluyor. En çok 1 Nisan şakalarını o yıllarda yapardık. Sınıfta, koridorda, teneffüste…
Olmayan şeyleri olmuş gibi anlatıp, inandırırdık. Kalem kutularına, çantalara sürprizler saklardık. ‘Bugün sınav varmış’ deyip herkesi bir anda telaşa düşürürdük. Birbirimizin çantasını ya da herhangi bir eşyasını saklar, onun telaşını, paniğini keyifle çaktırmadan izlerdik…
Ve geriye sadece gülümseyerek hatırlanan bir an kalırdı.
Zaman geçtikçe mekânlar değişti. Sınıfların yerini iş yerleri aldı. Gelenek haline gelmiş bu şakalar, iş hayatında da devam etti. ‘Bugün izinliydin niye geldin?’ diye şaşırtmalar, ‘yarın izinlisin’ deyip kısa bir sevinç yaşatmalar, ‘müdür seni çağırıyor’ telaşı, ‘mesai erken bitiyor’ diye umutlandırıp ardından gelen kahkahalar… Kısa bir şaşkınlık, küçük bir telaş…
Sonra gerçeğin anlaşılmasıyla birlikte gelen o tanıdık gülümseme…
Şimdi dönüp baktığımda hepsi birer hoş anı hafızamda. Gülümseyerek hatırladığım, içimi ısıtan anılarım…
Sanki şimdi o şakalar eskisi kadar yok. Ya da var ama tadı değişti. Zaman geçtikçe gülüp geçtiğimiz şeyler azalıyor belki de. Telaşlarımız değişiyor, önceliklerimiz başka oluyor. Artık başkalarına şaka yapmıyoruz eskisi gibi. Daha çok kendimize yapıyoruz.
‘İyiyim’ diyoruz, değilken; ‘önemli değil’ diyoruz, içimize dokunmuşken; gördüğümüzü görmezden geliyoruz bazen…
Hayatın içinde en ciddi sandığımız yerlerde bile, kendimize küçük şakalar yapmaya devam ediyoruz. Ve bir süre sonra şunu fark ediyoruz: Başkalarına yapılan şakalar gelip geçiyor. Ama insanın kendine söyledikleri kalıyor.
Belki de bu yüzden, en çok kendimize yaptığımız şakalara dikkat etmemiz gerekiyor. Gerçekleri ertelemeyerek, hissettiklerimizi küçümsemeyerek, ‘geçer’ deyip içimizden geçenleri yok saymayarak…
Küçük gibi görünen ama içimizde kalan şeyler…
Çünkü hayat, şaka kaldırmayacak kadar gerçek. Ve insan, en çok kendine doğruyu söylediğinde hafifliyor, kendine dürüst olabildiği kadar huzurlu oluyor.

