BAHAR GELDİ… YA BİZ?
Dışarısı yenilenirken, içimizde neleri yenileyebiliyoruz? Bir mevsimi daha geride bıraktık. Soğuk günleri, erken kararan akşamları, biraz içimize kapandığımız zamanları…

Tijen EVNER KADINCA
tijenevner@gmail.com -BAHAR GELDİ… YA BİZ?
Dışarısı yenilenirken, içimizde neleri yenileyebiliyoruz?
Bir mevsimi daha geride bıraktık. Soğuk günleri, erken kararan akşamları, biraz içimize kapandığımız zamanları…
Şimdi bahar geldi. Hava değişti, ışık arttı, doğa yeniden canlandı. Toprak gibi, çiçek gibi, ağaç gibi…
İnsanında yenilenmeye, tazelenmeye ihtiyacı var.
Biraz canlanmaya, biraz nefes almaya, kendine gelmeye… Bahar belki bunu hatırlatıyor bize: Her şey yeniden başlayabilir.
Ama insan düşünüyor; mevsimler bu kadar hızlı değişirken, biz de değişebiliyor muyuz? Yoksa sadece takvimin gösterdiği bir geçiş mi yaşıyoruz?
Dışarıda her şey yenileniyor. Ağaçlar yeniden filiz veriyor, toprak canlanıyor, hava hafifliyor…
Peki ya biz?
İçimizde kalan kışlar var hala. Sustuğumuz, içimize attığımız, geçti sandığımız ama aslında kalan…
Bahar gelince evlerimizi toparlıyoruz. Dolapları açıyoruz, fazlalıkları ayırıyoruz, yer açıyoruz. Alan açtıkça da gerçekten ferahlıyoruz, hafifliyoruz.
Peki, bunu kendimize de yapabiliyor muyuz?
İçimizde de yer açabiliyor muyuz?
Bize iyi gelmeyenleri bırakabiliyor muyuz?
‘Buna artık ihtiyacım yok’ diyebiliyor muyuz?
Bahar dışarıda zaten geliyor. Asıl mesele içimizde yer açabilmek, içimizi yenileyebilmek, baharın tazeliğini içimize taşıyabilmek…
Belki de bahar tam olarak bunu hatırlatıyor: Yenilenmek mümkün…
Hafiflemek mümkün…
Ve belki de en güzeli şu: İnsan, kendine yer açabildiği kadar nefes alıyor…

