HAYATIN TADINI KAÇIRAN HESAPLAR
Artık insanlar ihtiyaçlarını değil, bütçelerini düşünerek yaşıyor… Hayatın içinde en çok yorulan şeylerden biri de galiba artık insanın zihni. Çünkü nereye baksak bir hesap var.

Tijen EVNER KADINCA
tijenevner@gmail.com -HAYATIN TADINI KAÇIRAN HESAPLAR
Artık insanlar ihtiyaçlarını değil, bütçelerini düşünerek yaşıyor…
Hayatın içinde en çok yorulan şeylerden biri de galiba artık insanın zihni. Çünkü nereye baksak bir hesap var. Markette ayrı, pazarda ayrı, evde ayrı…
Çoğu insan artık sadece yaşayabilmenin hesabını yapıyor. Ay sonunu düşünmek zaten vardı belki ama şimdi mesele ay sonu da değil. Neredeyse haftada bir değişen fiyatların içinde yaşamaya çalışan insanlar…
Bir markete giriyorsun, geçen hafta aldığın ürün başka fiyat olmuş. Elin bir şeye gidiyor, sonra sessizce geri bırakıyorsun. ‘Şimdilik kalsın’ diyorsun.
Önceden alışverişe çıktığımızda ‘ihtiyaçlarımızı’ alır dönerdik. Şimdi ise alışveriş dediğimiz şey, ihtiyaç kadar hesap işi oldu. İhtiyaçtan önce bütçe hesaplanıyor, önce neyi alabileceğin düşünülüyor.
Eski günlerdeki gibi ‘fazla olsun, evde bulunsun’ rahatlığı kalmadı artık. Eskiden stok yaptığımız şeyleri şimdi günlük alıyoruz. Bugün ne lazımsa onu…
Çünkü insanlar artık ileriyi düşünerek değil, günü çıkararak yaşamaya çalışıyor.
Bir yandan da insan düşünüyor; bakınca kafeler dolu, mağazalar kalabalık, sokaklar hareketli… Elbette rahat yaşayan, hesap yapmadan alışveriş yapan insanlarda var. Herkes aynı şartlarda yaşamıyor.
Ama bugün birçok insan için mesele artık sadece bir şey almak değil, alabilmeyi sürdürebilmek olmuş durumda. Çünkü bir kahveyi içerken bile, ertesi günü düşünenler çoğunlukta. Bir şey alırken başka bir şeyden vazgeçenler…
Yani hayat dışarıdan normal akıyor gibi gözükse de çoğu insanın içinde sürekli bir hesap hali var. Kalabalıkların içinde bile o geçim telaşı kaybolmuyor.
Kimse lüks peşinde değil aslında. Herkes sadece temel ihtiyaçlarını rahatça alabilmenin derdinde… Ama hayat öyle bir hale geldi ki, insan en basit ihtiyaçta bile durup düşünmek zorunda kalıyor.
Eskiden alışveriş dönüşü poşetler daha dolu olurdu sanki. Şimdi hesaplar poşetlerden ağır geliyor insana… Ve bu durum sadece cüzdanı değil, insanın içini de yoruyor. Çünkü hayatın tadı biraz da rahat yaşayabilmekti aslında. Markette elini uzattığın şeyi, hesabını yapmadan sepete koyabilmekti. Pazarda alışveriş yaparken sürekli toplam düşünmemekti. ‘Onu da alalım’ dediğinde, geri bırakmak zorunda kalmamaktı…
İnsan en basit ihtiyaçlarını bile düşünmeden alabildiğinde daha huzurlu hissediyormuş, şimdi daha iyi anlıyoruz. Şimdi ise çoğu şeyin önüne hesaplar geçti. Alınacaklardan önce fiyatlar konuşuluyor, ihtiyaçlardan önce bütçe düşünülüyor.
Ve galiba hayatın tadını en çok da bu bitmeyen hesaplar kaçırıyor.

