VIZ GELİR TIRIS GİDER O KADAR!
Şu koca dünyada, 38 yıldır gazetecilik ve 15 yılı aşkın bir süredir de bizim mesleğin en zor işlerinden biri olan köşe yazarlığı yapıyorum. Memleketim Balıkesir’de IQ’su epeyce düşük olan insanlarına yazarak bir şeyler anlatmaya çabalıyorum.

Zikri EVNER DOBRA DOBRA
zikriekspres@gmail.com -VIZ GELİR TIRIS GİDER O KADAR!
Sevgili okurlarım, ‘şu koca dünyada, yaklaşık 38 yıldır gazetecilik ve 15 yılı aşkın bir süredir de bizim mesleğin en zor işlerinden biri olan köşe yazarlığı yapmaktayım. Bu ülkede, doğma büyüme memleketim Balıkesir’de toplumun IQ’su epeyce düşük olan insanlarına yazarak bir şeyler anlatmaya çalışmaktayım.’ Belki de beyhude biçimde…
Bu ‘Dobra Dobra’ sütunlarında yıllardır, yaklaşık 15 yıldır haftanın altı günü son bir yıldır da haftada bir gün olmak üzere IQ’su bu denli, düşük ortalamalı memleketimin insanlarına bir şeyler anlatmaya, onları bilgilendirmeye, mümkünse bilinçlendirmeye yönelik bir çaba içinde belki de umutsuzca, beyhude biçimde cebelleşiyorum.
Bu noktada asla vazgeçmeyecek ölçüde olsam da karamsarlığımın bir başka nedeni ise toplumun ortalama IQ’su 80’ler düzeyinde olunca, bu ortalamaya ulaşmak için zeka düzeyi bayağı daha aşağılarda birilerinin de hesaplamada ortalamayı tutturmak için var olması gerekiyor ve bu türden insanlarda ne yazık ki her yerde fazlasıyla mevcut durumdadır, kanaatindeyim. Haksız mıyım, acaba sizce yanılıyor muyum?..
Her nedense buraya kadar yazıp anlattıklarımdan da hiçbir şey anlamayan veya asıl meselenin özünü dahi kavramayanlar olmuştur, olacaktır diye konuyu en başından bu kez daha ayrıntılı anlatayım istersiniz!..
Konuyu, medya/basın açısından ele almadan önce sırayla gideyim ve asıl konuya beni birazcık da olsa anlamak isteyenlere içinden ışık süzmesi gelen dolayısıyla aydınlık görünecek, aydınlanmayı sağlayabilecek bir kapı açarak ilerlemek istiyorum.
Kapıyı aralamak hatta açmak nasıl mı olacak, hemen anlatayım. İlk ve orta dereceli okullarda öğrencilerin okuduğunu anlama ile birlikte onların kişisel becerilerini inceleyen, dizinleyen istatiksel verilerin yer aldığı uluslararası düzeydeki bilimsel raporlara ‘PİSA Raporları’ adı verilmektedir. İşte bu raporların son 6-7 hatta 8 yıllık verilerine göre; Türkiye’de öğrencilerin Tekno/Sosyo Bilişsel ve algısal becerilerini inceleyen uzmanlar, okuduğunu anlama oranının OECD ülkeleri arasında en alt sırada olduğunu gözlemlemiştir. Yani ilk ve orta dereceli okullarda öğrencilerimiz okuyorlar ama okuduklarını anlamıyorlar, en azından anlamakta epeyce güçlük çekiyorlar. İnternet’ten girdim öğrendim. Şimdi de sizlerle paylaşmak istiyorum; örneğin 2019 ve dört yıl sonrası 2023 PISA raporlarında birbirine benzer ifadelerle aynen şöyle diyor: “Okuma ile bir metni sesli ya da sessiz okumak kast edilmemektedir. Kast edilen PISA kapsamında okumanın metinlerde yer alan bilgileri eleştirel bir biçimde değerlendirmek, yazarın ana fikrini irdeleyebilmek gibi daha geniş bir anlamı bulunmaktadır.” Bu kapsamda Ülkelerin PISA 2018- 2019-2022 ve 2023 okuma puanlarına göre sıralandığında ülkemiz, 78 ülke ve ekonomi arasında elde edilen verilere göre 40-41-42 ve 43. cü sıralarda yer almaktadır. Daha geriye örneğin 2016 yılına gidildiğinde, okuma, okuduğunu anlama oranı Türkiye’de yine 70 ülke arasında 50. sırada bulunduğu görülmektedir. Bu rakamlara, bilimsel verilere genel olarak bakıldığında bu ülkenin, medyası, basını, siyaset kurumu, elbette ki siyasetçisi, hülasa bu camiaların içinde, kenarında bulunan hemen herkes, bana göre; bu acı gerçeklerden asla ‘AZAD’ edilmiş değil, olmamıştır, maalesef olmayacaktır!..
Eskiden olduğu kadar olmasa da, bugünlerde beni türlü vesileler ve bahanelerle hedef gösterdiğini zanneden birileri, gazeteci kisvesine bürünmüş, IQ’su son derece düşük sosyal medya trolleri ile onca rezilliğe ve seviyesizliklere rağmen kendini dev aynasında görmeye devam eden dolayısıyla kendilerinde hala keramet olduğunu zanneden kimi siyasetçilerle onların diş ve çene artıklarıyla yandaş ve yardakçıları; bir süredir dolaylı ve üstü kapalı biçimde ‘MAŞALAR’ kullanmak suretiyle bilhassa son 6-7 yıldır, çeşitli bahanelerle ‘DİĞERLERİNE’ karşı saldırıya geçmiş durumdadır..
O kast ettiğim ‘DİĞERLERİ’ arasında zaman zaman yerelde bende yer almaktayım. Daha önce de yazdım, şimdi de yeri ve zamanı geldi diye yine yazıyorum; Bunlar olası bir iktidar değişikliği sonrası bugün kıyasıya eleştirdikleri, yalan yanlış kulaktan duyma havadislerle iftira, çamur attıkları muhalefet cephesinin yanında daha şimdiden saf tutmaya meyilli soysuz karaktersiz yaratıklardır. Ama üzülerek belirtiyorum ki; şimdinin muhalefet tarafında yer alan, yarının olası iktidar bloğunun şapşik unsurları, öylesine aymaz ve aptal ki, şapşal şuursuzluk derecesinde saf ve salak ki, bugünlerde ben ve benim gibilere karşı ‘yalakalık olsun diye’ yeri geldiğinde hunharca saldıran o gafilleri, zamanı geldiğinde hiç tereddüt etmeyerek alıp başköşeye oturtup, baş tacı yapmakta asla sakınca görmeyecekler, kuşku duymayacaklardır. Bundan çok eminim, ne yazık ki!..
Yukarıdaki yazımda uzun uzadıya belirttiğim gibi asıl mesele IQ meselesi ve PISA skorları ve raporlarının göstergeleridir. Bir kez daha belirteyim; Öyle bir toplumsal hastalıkla karşı karşıyayız ki, öyle bir nesil karşımızda duruyor ki; eline verilen kağıdı, belgeyi, gazeteyi, kitabı okuyor ama en basit bir metni bile anlamıyor, dolayısıyla algılayamıyor…
Lafı daha fazla uzatmadan sabırla bir kez daha önemle belirteyim; ben ne yandaşım ne yalakayım ne de ‘O GAFİLLER GİBİ’ zır cahilim. Açıp bakın, tarih kitaplarından başlayıp günlük gazetelere kadar her şeyi okuyun, gerçekten okuduğunuzu anlama, algılama kabiliyetiniz var ise okuduğunuzu gerçekten anlayabildiniz ise o zaman ahkam kesin!..
Yıllar yılı ben alıştım artık ama yine de bazen gücüme gitmiyor değil. Yaklaşık 38 senedir; gün gelir hem iktidar yalakaları söver bana hem de muhalefet yalakaları saldırırlar. Ama zamanla anladım; çünkü aslında yok bunların birbirinden zerre farkları diye düşünmeye başladım artık. Çünkü çok iyi biliyorum ki, onların İsimleri birbirinden farklıdır elbet ama soyları hep aynıdır hiç değişmez!..

