bizim mekan kurumsal web
29 Temmuz 2026 - Çarşamba

HAKLI ÇIKMAK MI, HUZURLU KALMAK MI?

Bir tartışmanın ortasında hiç kendine şu soruyu sordun mu? “Şu an gerçekten neyi kazanmaya çalışıyorum?” Haklı çıkmayı mı? Yoksa anlaşılmayı mı?

Yazar - Şenay Gültan Seyrekoğlu
Okuma Süresi: 4 dk.
184 okunma
Şenay Gültan Seyrekoğlu

Şenay Gültan Seyrekoğlu

senaygultan@gmail.com -
Takip EtGoogle News

TAN ZAMANI 

Şenay Gültan Seyrekoğlu  Wellness Coach (Sosyolog/ Yaşam Koçu)

HAKLI ÇIKMAK MI, HUZURLU KALMAK MI?

Bir tartışmanın ortasında hiç kendine şu soruyu sordun mu? 

Şu an gerçekten neyi kazanmaya çalışıyorum?”

Haklı çıkmayı mı? Yoksa anlaşılmayı mı? Belki de en önemlisi…

İç huzurunu mu?

 

Hayatın içinde bazen öyle anlar olur ki, karşımızdaki kişinin bizi anlamasını isteriz.

Bizi duymasını… Bizi haklı bulmasını… Yaptığı yanlışı fark etmesini…

Belki de sadece içten bir “Haklıymışsın.” demesini…

 

Çünkü içten içe buna ihtiyacımız olduğunu düşünürüz. Ve fark etmeden huzurumuzu, başkasının vereceği bir cümlenin insafına bırakırız…

Oysa hayatın en ilginç çelişkilerinden biri şudur: Bazen haklı olduğumuz hâlde mutlu olamayız. Çünkü haklı çıkmak başka bir şeydir…

Huzurlu kalabilmek bambaşka bir şey…

Stoacı filozof Marcus Aurelius şöyle der: “Mutluluğun, düşüncelerinin niteliğine bağlıdır.”

Belki de bu yüzden hayatın kalitesi, başkalarının bizi onaylamasıyla değil…

Bizim zihnimizde neyi büyüttüğümüzle ilgilidir.

 

Elbette haksızlığa uğradığımız zamanlar olur. Yanlış anlaşıldığımız… Emek verdiğimiz hâlde görülmediğimiz…Sözlerimizin çarpıtıldığı…

İyi niyetimizin istismar edildiği zamanlar… Bunlar hayatın gerçeğidir.

 

Ancak bir başka gerçek daha vardır: Her mücadeleye girmek zorunda değiliz.

Her yanlış anlaşılmayı düzeltmek…Her eleştiriye cevap vermek…Her fikri değiştirmeye çalışmak…

 

Bu çaba bizi haklı çıkarabilir. Ama aynı zamanda bizi tüketebilir. Çünkü bazen insan, haklı çıkmaya çalışırken farkında bile olmadan kendi huzurundan vazgeçer…

Bir tartışma biter…Ama zihnindeki konuşma devam eder...

Gecelerce aynı cümleleri tekrar edersin. “Keşke şunu da söyleseydim…”

“Aslında öyle demek istememiştim…”

“Keşke beni anlayabilseydi…”

Oysa karşındaki çoktan hayatına devam etmiştir…

 

Yorulan ise çoğu zaman sen olursun. Belki de olgunluk, her tartışmayı kazanmak değildir. Hangi tartışmanın gerçekten hayatına değer katacağını ayırt edebilmektir.

Çünkü bazı kapılar çalmaya değmez. Bazı cümleler açıklanmaya… Bazı insanlar ikna edilmeye… Bazı savaşlar kazanılmaya… İnsan bazen en çok vazgeçtiğinde kazanır. Sessiz kaldığı için değil… İç huzurunu korumayı seçtiği için…

 

Yıllardır dilden dile aktarılan bir bilgelik sözü vardır: “Hiç kimseyle tartışarak huzur bulunmaz; huzur, neyi tartışmaya değmeyecek kadar değerli gördüğünü fark ettiğinde başlar.” Belki de gerçek güç, son sözü söylemek değildir. Bazen son sözü söylememeyi seçebilmektir. Çünkü her cevabın verilmesi gerekmez. Her yanlışın düzeltilmesi gerekmez. Her insanın seni anlaması da gerekmez.

Asıl önemli olan, senin kendini anlayabilmendir. Ve belki de insanın en büyük zaferi… Başkalarını yenmek değil, Kendi öfkesine yenilmemektir.

Bu hafta kendine şu soruyu sor: “Haklı çıkmak için verdiğim mücadele, bana gerçekten huzur getiriyor mu?”

Ve ardından şunu: “Bugün hangi tartışmayı bırakırsam, içimde daha fazla sessizlik ve dinginlik oluşur?”

Küçük bir pratik; bu hafta bir fikir ayrılığı yaşadığında hemen cevap vermek yerine birkaç nefes bekle. Sonra kendine sadece şu soruyu sor:

“Şu an haklı çıkmaya mı ihtiyacım var, yoksa huzurumu korumaya mı?” Cevabın belki yine aynı olacak. Ama onu söyleyiş biçimin değişecek.

Ve belki de ilişkin de…

Çünkü hayat bazen bize en büyük kazanımların, en yüksek sesi çıkararak değil… Kalbimizin sesini duyabilecek kadar sakin kalabildiğimizde geldiğini öğretir. Belki de hayat, her zaman haklı çıkmayı değil…

Kalbini ve huzurunu koruyabilmeyi seçtiğinde güzelleşir. Ve belki de şimdi…

Tam zamanı.

Tan Zamanı

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss