bizim mekan kurumsal web
18 Ağustos 2026 - Salı

KENDİNE NE KADAR İZİN VERİYORSUN?

Hayat boyunca bize yapmamız gereken o kadar çok şey söylendi ki… Çalışmalısın, güçlü olmalısın… Sabırlı olmalısın, başarmalısın… İyi bir insan olmalısın. Herkese yetişmelisin.

Yazar - Şenay Gültan Seyrekoğlu
Okuma Süresi: 5 dk.
154 okunma
Şenay Gültan Seyrekoğlu

Şenay Gültan Seyrekoğlu

senaygultan@gmail.com -
Takip EtGoogle News

TAN ZAMANI 

Şenay Gültan Seyrekoğlu Wellness Coach (Sosyolog/ Yaşam Koçu)

KENDİNE NE KADAR İZİN VERİYORSUN?

Hayat boyunca bize yapmamız gereken o kadar çok şey söylendi ki… 

Çalışmalısın, güçlü olmalısın… 

Sabırlı olmalısın, başarmalısın…

İyi bir insan olmalısın. Herkese yetişmelisin.

Elinden gelenin en iyisini yapmalısın…

 

Peki bütün bunların arasında hiç durup kendine sordun mu? “Ben kendime neye izin veriyorum?”

Yorulmaya izin veriyor musun? Bazen hiçbir şey yapmak istememeye… Bir şeyi bilmiyor olmaya…

Hata yapmaya…Yardım istemeye… Hayır demeye…Ağlamaya… Vazgeçmeye…Yeniden başlamaya…

Hatta bazen sadece durmaya?

 

Çünkü çoğumuz başkalarına gösterdiğimiz anlayışın çok daha azını kendimize gösteriyoruz. Bir arkadaşımız yorulduğunda ona: “Biraz dinlen, kendine zaman ayır.” diyoruz. Bir yakınımız hata yaptığında: “Olur böyle şeyler, kendine yüklenme.” Deriz. Ama aynı şey bizim başımıza geldiğinde içimizde bambaşka bir ses yükseliyor: “Daha iyisini yapmalıydın. Bunu nasıl fark etmedin? Biraz daha dayanabilirdin.”

Ve fark etmeden kendimizin en acımasız eleştirmeni oluyoruz…

Belki de kendimize izin vermeyi öğrenmek, hayatımızdaki en önemli özgürlüklerden biri. Çünkü kendine izin vermek, sorumluluklarından kaçmak değildir. Her şeyi bırakmak değildir. Kendini geliştirmekten vazgeçmek hiç değildir. Tam tersine… Kendini olduğun hâlinle görebilmektir.

Psikolog Carl Rogers bunu çok güzel bir paradoksla anlatır: “Kendimi olduğum gibi kabul ettiğimde, değişebilirim.” Ne kadar sade…

Ama bir o kadar derin. Çünkü insan kendisiyle sürekli savaşırken gerçekten değişemez. Kendisini yetersiz gördükçe… Eksik buldukça… Başkalarıyla kıyasladıkça…

Kendisine “Daha iyi olmalısın.” diye baskı yaptıkça…

İçindeki değişim isteği bile zamanla bir zorunluluğa dönüşür. Oysa kabul etmek başka bir şeydir. “Ben böyleyim ve asla değişmeyeceğim.” demek değildir. Şu an bulunduğum yeri görüyorum. Hislerimi inkâr etmiyorum. Eksiklerimi biliyorum. Ve yine de ‘kendime düşman değilim’ diyebilmektir…

Belki de gerçek dönüşüm tam burada başlar. Kendine dinlenme izni verdiğinde… Daha fazla güç toplarsın. Hata yapma izni verdiğinde… Öğrenmekten korkmazsın. Hayır deme izni verdiğinde… Sınırlarını fark edersin. Yardım istemeye izin verdiğinde…

Her şeyi tek başına taşımak zorunda olmadığını anlarsın. Ağlamaya izin verdiğinde… Güçsüz değil, insan olduğunu hatırlarsın.

Ve yeniden başlamaya izin verdiğinde… Geçmişin seni tanımlamak zorunda olmadığını fark edersin.

 Belki de en çok ihtiyacımız olan izin: Kendimiz olma izni. Başkalarının beklentilerine göre değil… Kendi iç sesimizi duyabildiğimiz bir hayatı seçme izni…

 

Çünkü insan, sürekli olması gerektiğini düşündüğü kişi olmaya çalışırken, kim olduğunu unutabilir. Bir süre sonra “Ben ne istiyorum?” sorusunun cevabını bile başkalarının sesleri vermeye başlar. Ne zaman başarılı olmalıyım? Nasıl görünmeliyim? Nasıl davranmalıyım? Ne kadar kazanmalıyım?

Herkesi nasıl memnun etmeliyim? Ve bütün bu soruların arasında en önemli soru sessizleşir: “Ben gerçekten ne istiyorum?”

Belki bugün kendine verebileceğin en güzel hediye, bu sorunun cevabını duyabilmek için biraz sessizleşmektir. Çünkü kendine izin vermek bazen büyük kararlar almak değildir…

Bazen sadece… Bir gün dinlenmektir. İstemediğin bir şeye “hayır” demektir. Bir işi mükemmel yapmak yerine yeterince iyi bırakmaktır. Yardım istemektir. Bir duyguyu bastırmak yerine hissetmektir. Uzun zamandır ertelediğin bir hayalin peşinden gitmektir. Ya da artık istemediğin bir şeyden vazgeçebilmektir…

 

Kendine izin verdiğinde hayat bir anda kusursuzlaşmaz. Ama üzerindeki görünmez baskı biraz hafifler. Ve insan kendisiyle savaşmayı bıraktığında, içindeki sesi daha net duymaya başlar… Bu hafta kendine şu soruyu sor: “Hayatımda en çok neyi yapmaya kendime izin vermiyorum?” Sonra biraz daha derine in:

 

“Buna izin verirsem gerçekten ne olmasından korkuyorum?” Belki eleştirilmekten… Belki başarısız olmaktan… Belki sevilmemekten…

Belki de yıllardır alıştığın düzenin değişmesinden… Küçük bir pratik: Bugün kendine küçük bir izin ver. Uzun zamandır ertelediğin bir şeyi yap. Biraz yalnız kal.

Birine “hayır” de. Dinlen. Yardım iste. Ya da sadece birkaç dakika hiçbir şey yapmadan otur…

Sonra kendine şunu söyle: “Her şeyi bugün çözmek zorunda değilim. Olduğum hâlimle de kendime yer açabilirim.” Belki de kendimize verdiğimiz en büyük izin…

Mükemmel olmadan da değerli olduğumuzu hatırlamaktır. Çünkü hayat, sürekli kendimizi kanıtlamamız gereken bir sınav değil.

 

Bazen sadece yaşamak… Hissetmek…Denemek… Yanılmak…Öğrenmek…

 

Ve yeniden başlamak için bize verilmiş bir alan. Belki de artık kendine sormanın zamanı geldi: Kendine, başkalarına verdiğin kadar anlayış gösterebilir misin?

 

Kendine dinlenmek için… Değişmek için…

Vazgeçmek için… Sevmek için…

Yeniden başlamak için…

Ve en önemlisi, kendin olmak için izin verebilir misin?

Çünkü bazen hayatımızı değiştirecek olan yeni bir kapı değildir.

Kendi içimizde açtığımız küçük bir izindir. Ve belki de kendine izin verdiğin o an…

Hayatın senden istediği kişi olmaktan çıkıp, olmak istediğin kişiye dönüşmeye başladığın andır.

Ve belki de şimdi…

Kendine izin vermenin tam zamanı.

Tan Zamanı

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss