SONRA DEDİĞİMİZ ŞEY NE ZAMAN GELİYOR?
Düşünüyorum da… Hayatımızda en çok ertelediğimiz şey, galiba yine kendimiziz. Yapmak istediklerimizi çoğumuz hep sonraya bırakıyoruz. Hep önceliklerimiz var… Hep bitmeyen sorumluluklarımız…

Tijen EVNER KADINCA
tijenevner@gmail.com -SONRA DEDİĞİMİZ ŞEY NE ZAMAN GELİYOR?
Düşünüyorum da…Hayatımızda en çok ertelediğimiz şey, galiba yine kendimiziz. Yapmak istediklerimizi çoğumuz hep sonraya bırakıyoruz. Hep önceliklerimiz var…Hep bitmeyen sorumluluklarımız…
Kimi zaman maddi imkânsızlıklar çıkıyor karşımıza, kimi zaman işler güçler… Kimi zamanda ‘şimdi sırası değil’ deyip erteliyoruz. Oysa hepimizin içinde, gerçekleştirmek istediği küçük ya da büyük bir hayal var.
Kimimiz görmediği yerleri görmenin haylini kuruyor, yeni şehirler, yeni ülkeler keşfetmek istiyor. Kimimiz bahçesini ekip biçeceği bir evin hayalini kuruyor. Kimimiz deniz kenarında birkaç gün kafa dinlemeyi, kimimiz sadece hiçbir yere yetişme telaşı olmadan bir günü doyasıya yaşamayı…
Hayatlarımız da farklı, hayallerimiz de. Ama onları ertelediğimiz kelime hep aynı: ‘SONRA’. Üstelik bu ‘sonra’ öyle bir kelime ki, alışkanlık yapmış çoğumuzun ağzında. Bugün olmaz… Haftaya… Önümüzdeki ay… Seneye…
Derken yıllar geçiyor. Ertelediklerimiz azalacağına çoğalıyor. Biz ise hep doğru zamanı bekliyoruz. Bir gün mutlaka yaparım dediğimiz çoğu şey, yine ‘sonra’ ya kalıyor. Hayaller aynı kalıyor ama onları gerçekleştirmeyi hep başka bir güne bırakıyoruz.
Gerçekten doğru zamanımı bekliyoruz, yoksa yaşamayı fak etmeden hep ‘sonra’ ya mı bırakıyoruz?
Hepimizin kendince haklı sebepleri var aslında. Başta da söylediğim gibi parasızlık, işler güçler, sağlık problemleri… Kısacası hiç bitmeyen sorumluluklar. Ama hayatın düzeni de bu aslında, işler bittiğinde her şey bitiyor!
O yüzden hayat, bütün sorunlar çözüldükten sonra yaşayacağımız bir şey değil. Çünkü hayatın yükü hiç bitmeyecek. Bugün çözülen meselenin yerine yarın yenisi gelecek. Bir sorumluluk bitecek, bir başkası başlayacak. Bir telaş geçecek, yerini başka bir telaş alacak.
İşte hayat o koşuşturmanın, o telaşın, o sorumlulukların arasında, kendimize ayırabildiğimiz anlarda var. Bazen uzun zamandır gitmek istediğimiz bir yerde… İçimizden geldiği halde sürekli ertelediğimiz bir planda… Sevdiklerimizle geçirilen birkaç güzel saatte… Dostla içilen bir fincan kahvede… Bazen de hiçbir yere yetişme telaşı olmadan geçirilen bir günün huzurunda…
Çünkü insanın en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de büyük değişiklikler değil, uzun zamandır ertelediği küçük mutluluklardır. Şu hayatta ne kadar zamanımız kaldı, bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, bu günün bir daha geri gelmeyeceği. Belki de beklediğimiz ‘sonra’, takvimde bizi bekleyen bir gün değil, bugün cesaret edip attığımız küçük bir adımdır.
O yüzden yapmak istediklerimizi, hayallerimizi hep çok sonralara bırakmayalım. En yakın yarına niyet edelim. Küçük de olsa bir adım atalım. Çünkü hayat, bizim ‘sonra’ dediklerimizi bekleyecek kadar yavaş değil, aksine çok hızlı akıyor.

