bizim mekan kurumsal web
29 Eylül 2026 - Salı

DEĞİŞMEK Mİ ZOR? DEĞİŞMEMEK Mİ?..

Geçen hafta kendimize “Hayatında neye yer açıyorsun?” diye sormuştuk. Belki de şimdi bu sorunun devamında başka bir soru var. Değişmek mi zor, değişmemek mi?

Yazar - Şenay Gültan Seyrekoğlu
Okuma Süresi: 7 dk.
165 okunma
Şenay Gültan Seyrekoğlu

Şenay Gültan Seyrekoğlu

senaygultan@gmail.com -
Takip EtGoogle News

TAN ZAMANI 

Şenay Gültan Seyrekoğlu Wellness Coach (Sosyolog/ Yaşam Koçu)

DEĞİŞMEK Mİ ZOR?

DEĞİŞMEMEK Mİ?..

Geçen hafta kendimize “Hayatında neye yer açıyorsun?” diye sormuştuk. Belki de şimdi bu sorunun devamında başka bir soru var. Değişmek mi zor, değişmemek mi?

Değişimden söz edildiğinde çoğumuzun aklına büyük kararlar geliyor. Yeni bir iş, yeni bir şehir, biten bir ilişki, başlayan başka bir hayat…

Oysa değişim her zaman bu kadar büyük olmak zorunda değil. Bazen bir düşünceyi değiştirmek, yıllardır verdiğimiz bir tepkiyi fark etmek, bazen de “Ben böyleyim.” dediğimiz bir konuda kendimize başka bir ihtimal tanımaktır.

Çünkü insan çoğu zaman değişmekten değil, bildiği düzenin dışına çıkmaktan korkar. Bildiğimiz şey her zaman iyi olduğu için değil, tanıdık olduğu için güvenli gelir. Bizi yoran bir düzenin içinde bile kalabiliriz. Çünkü nasıl olduğunu biliriz; nerede zorlanacağımızı, neyle karşılaşacağımızı, hatta nasıl tepki vereceğimizi biliriz. Yeni olan ise belirsizdir.

Belki de bu yüzden bazen değişmek yerine aynı yerde kalmayı seçeriz. Aynı düşünceleri tekrar ederiz. Aynı insanlara aynı şekilde davranırız. Aynı ilişkilerde aynı tartışmaları yaşarız. Aynı alışkanlıklardan şikâyet ederken onları değiştirmek için bir adım atmayız.

Sonra da kendimize sorarız: “Neden hep aynı şeyleri yaşıyorum?” Belki de cevap, hayatın bize sürekli aynı şeyi getirmesinde değil; bizim aynı yerden bakmaya devam etmemizdedir…

Albert Einstein’a atfedilen bir söz vardır: “Aynı şeyi yapıp farklı bir sonuç beklemek deliliktir.” Sözün kime ait olduğu tartışmalı olsa da taşıdığı düşünce oldukça tanıdık. Aynı davranışları, aynı seçimleri ve aynı bakış açısını sürdürüyorsak, hayatımızda farklı bir sonuç oluşmasını beklemek ne kadar mümkün?..

Ama burada kendimize haksızlık etmeyelim. Değişmek kolay değildir. Çünkü değişim sadece yeni bir şey yapmak değildir. Bazen yıllardır taşıdığımız bir düşünceyi bırakmaktır… Kendimizle ilgili bir inancı sorgulamaktır. “Ben bunu yapamam.” dediğimiz yerde “Acaba yapabilir miyim?” diyebilmektir. Ve belki de en zor olanı, yıllardır kendimize anlattığımız hikâyenin artık bize hizmet etmediğini kabul etmektir…

“Ben zaten böyleyim.” “Benim şansım yok.” “Artık benim için çok geç.” “İnsanlar değişmez.” “Ben bunu beceremem.” Bazen bizi olduğumuz yerde tutan şey dışarıdaki şartlar değil, içeride tekrar ettiğimiz bu cümlelerdir. Oysa insan değişebilir. Düşüncesini, alışkanlığını, kendine bakışını, bir ilişki içindeki tavrını, önceliklerini değiştirebilir. Hatta bazen yıllarca “asla” dediği bir şeye bugün “Neden olmasın?” diyebilir. Çünkü değişmek, kendimizden vazgeçmek değildir. Tam tersine, kendimize daha yakından bakabilmektir. Peki ya değişmemek?

Değişmemek bazen çok daha yorucu olabilir. Çünkü hayat değişirken biz aynı kalmaya çalıştığımızda, içimizde bir sıkışma başlayabilir. Artık bize uymayan bir hayatın içinde eski halimizi korumaya çalışabiliriz… Bir kıyafetin artık bedenimize olmaması gibi… Onu yıllarca sevmiş olabiliriz. Bize güzel anılar yaşatmış olabilir. Ama artık üzerimize olmuyorsa onu giymeye devam etmek zorunda değiliz…

Hayatımızdaki bazı düşünceler, alışkanlıklar ve roller de böyledir. Bir zamanlar bize iyi gelmiş olabilirler. Ama bugün bize dar geliyor olabilirler. Belki de değişim tam burada başlıyor: “Bu bana eskiden iyi geliyordu ama artık iyi gelmiyor.” diyebilmekte ve ardından “Peki şimdi neye ihtiyacım var?” diye sorabilmekte…

Değişim her zaman cesur bir sıçrayış değildir. Bazen sadece küçük bir adımdır. Bugün farklı bir cevap vermek, uzun zamandır ertelediğin bir şeyi başlatmak, kendine daha iyi davranmak, bir sınır koymak, bir “hayır” demek, bir “evet” demek, yardım istemek, bir alışkanlığını değiştirmek ya da yıllardır otomatik olarak verdiğin bir tepkinin yerine bu kez birkaç saniye durup düşünmek…

Belki de gerçek değişim, hayatımızı bir gecede değiştirmek değil; her gün kendimize küçük bir seçim hakkı vermektir…

Bu hafta kendine şu soruyu sor: “Hayatımda değişmesini istediğim ama değiştirmekten korktuğum ne var?” Sonra bir soru daha: “Değişmezsem, bir yıl sonra kendimi aynı yerde görmek ister miyim?” Cevabın sana çok şey söyleyebilir.

Çünkü bazen değişmekten korktuğumuzu sanırız. Oysa aslında korktuğumuz şey, değiştiğimizde kim olacağımızı henüz bilmiyor olmaktır. Ve bu çok insani bir şeydir. Yeni bir yolun bütününü görmek zorunda değiliz. Bazen sadece ilk adımı görebilmek yeterlidir…

Geçen hafta hayatımızda neye yer açacağımızı konuştuk. Belki şimdi o alanı gerçekten kullanmanın zamanı. Çünkü yeni olana yer açmak, bir noktada eski alışkanlıklarımızdan birini değiştirmeyi de gerektirir. Belki hayatında değişmesi gereken şey düşündüğünden çok daha küçüktür. Her sabah kendine söylediğin bir cümle, sürekli ertelediğin bir adım, sana iyi gelmediğini bildiğin halde sürdürdüğün bir alışkanlık ya da kendine yıllardır aynı gözle bakman…

Bazen hayatımızı değiştirmek için önce kendimize baktığımız yeri değiştirmemiz gerekir. Değişmek mi zor, değişmemek mi?

Belki bunun tek bir cevabı yok. Ama şu kesin: Değişmek bazen bizi zorlar. Değişmemek ise bazen bizi olduğumuz yerde tutmanın bedelini ödetir.

O yüzden bugün kendine büyük sözler vermek zorunda değilsin. Sadece küçük bir şey seç. Uzun zamandır değiştirmek istediğin bir şey… Ve onun için bugün küçücük bir adım at…

Çünkü bazen yeni bir hayat, büyük bir kararla değil; küçük ama gerçek bir seçimle başlar. Belki de değişim, sandığımız kadar korkulacak bir şey değildir. Belki değişim, kendimizden uzaklaşmak değil… Kendimize biraz daha yaklaşmaktır.

Ve belki de şimdi…

Değişmekten korkmadan, kendine ve hayatına yeni bir ihtimal verme zamanı…

Tan Zamanı

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss