KENDİNİ NE KADAR DİNLİYORSUN?
Gün içinde kaç kişiyi dinliyoruz? Çocuklarımızı, eşimizi, arkadaşımızı, iş arkadaşımızı, telefondaki birini… Peki ya kendimizi? Belki de en çok ihmal ettiğimiz kişi, gün boyunca bizimle birlikte olan yine kendimiziz…

Şenay Gültan Seyrekoğlu
senaygultan@gmail.com -TAN ZAMANI
Şenay Gültan Seyrekoğlu Wellness Coach (Sosyolog/ Yaşam Koçu)
KENDİNİ NE KADAR DİNLİYORSUN?
Gün içinde kaç kişiyi dinliyoruz? Çocuklarımızı, eşimizi, arkadaşımızı, iş arkadaşımızı, telefondaki birini…
Peki ya kendimizi? Belki de en çok ihmal ettiğimiz kişi, gün boyunca bizimle birlikte olan yine kendimiziz…
Sabah gözümüzü açtığımız andan itibaren yapılacaklar başlıyor. Sorumluluklar, işler, mesajlar, telefonlar… Birisi “Nasılsın?” diye sorduğunda çoğu zaman düşünmeden “İyiyim” diyoruz. Peki gerçekten iyi miyiz? Yoksa sadece iyi olmamız gerektiğini düşündüğümüz için mi “iyiyim” diyoruz?
Kendini dinlemek, sadece ne düşündüğünü bilmek değildir. Bedeninin verdiği sinyalleri fark etmek, bazı insanların yanında neden gerildiğini anlamak, istemediğin halde neden “evet” dediğini görmek, gerçekten neye ihtiyacın olduğunu duyabilmektir. Çünkü bazen aklımız “devam et” derken bedenimiz “biraz dur” diyebilir… İçimizdeki ses çoğu zaman yüksek sesle konuşmaz. Bir huzursuzluk, bir isteksizlik, bir heyecan, bir “keşke” ya da açıklayamadığımız güçlü bir “evet” veya “hayır” olarak kendini gösterir.
Simone Weil’in güzel bir sözü var: “Dikkat, cömertliğin en saf biçimidir.” Belki de bu cümleyi kendimize de uygulamamız gerekiyor. Kendimize verebileceğimiz en değerli şeylerden biri, gerçekten kendimize dikkat etmektir… Çünkü kendimizi dinlemediğimizde hayatımızı çoğu zaman alışkanlıklarımız, başkalarının beklentileri ve “yapmam gerekenler” yönetmeye başlar. Ne istediğimizi değil, ne yapmamız gerektiğini düşünürüz. Bir süre sonra da “Ben gerçekten ne istiyorum?” sorusunun cevabını bulmak zorlaşır.
Kendini dinlemek, hissettiğin her şeyi doğru kabul etmek ya da her isteğinin peşinden gitmek değildir… Önce fark etmektir: “Şu an neden böyle hissediyorum?” “Gerçekten neye ihtiyacım var?” “Bunu ben mi istiyorum, yoksa benden beklendiği için mi yapıyorum?”
Küçük bir pratik; bugün birkaç dakikalığına telefonunu bir kenara bırak ve kendine sadece şu soruyu sor: “Şu anda gerçekten nasılım?” Cevabını düzeltmeye, değiştirmeye ya da kendini ikna etmeye çalışma. Yorgunsan yorgun olduğunu, kırgınsan kırgın olduğunu, heyecanlıysan heyecanını fark et. Belki bir şeye “hayır” demek istiyorsun. Belki uzun zamandır ertelediğin bir ihtiyacın var. Sadece duy…
Çünkü bazen kendimizi değiştirmeye çalışmadan önce, kendimizi gerçekten duymamız gerekir. Geçtiğimiz haftalarda kendimizle aynı yönde yürümekten, hayatımızda neye yer açtığımızdan söz ettik. Belki de insanın kendisiyle aynı yönde yürüyebilmesi, önce kendi sesini duyabilmesine bağlıdır… Ve şimdi sana küçük bir soru bırakıyorum: Herkes sustuğunda, içimde hangi cümle kalıyor?
Ve belki de şimdi… kendi sesini duymanın, kendine gerçekten kulak vermenin tam zamanı.
Tan Zamanı

